Spam Yapma Lütfen!
10 May 2021
Film

Bliss (2021): Mutluluğun Peşinde! 

Merhaba Geek 101 takipçileri, bu haftaki yazımda geçtiğimiz günlerde Primevideo’da yayınlanan Bliss incelemesi yapacağım. Filmin yönetmeni ve senaristi, Another Earth ve I Origins gibi bilim kurgu filmlerinden tanıdığımız Mike Cahill, başrollerde ise Owen Wilson ve Salma Hayek yer alıyor. Bliss de bir bilim kurgu filmi olarak karşımıza çıkıyor.

Nasıl olmuş?

Greg Wittle (Owen Wilson) eşinden henüz ayrılmış, iki çocuk babası orta yaşlarda bir adam. Greg’in hem hayatında hem de iş yerinde zor geçirdiği bir günde patronu ona kovulduğunu söylüyor. Zaten psikolojik olarak zor bir dönemde olan Greg, ani bir tepki göstererek yanlışlıkla patronunun ölmesine sebep oluyor. Apar topar cesedi saklayıp binadan uzaklaşan Greg bir bara gidiyor ve orada karşılaştığı tuhaf bir kadın, Isabel (Salma Hayek), ona “Sen gerçeksin!” diye seslenerek tanışmaya çalışıyor. Isabel sokaklarda yaşayan, bir şekilde hayatta kalmaya çalışan bir kadın ancak bir simülasyonun içinde yaşadıklarına dair bir iddiası var.

Greg’in de kendisi gibi gerçek bir insan olduğunu, bu simülasyona ait olmadığını iddia ediyor ve bir şekilde de ikna ediyor. Isabel’in bir köprü altındaki barınağında birlikte yaşamaya başlıyorlar, aldıkları sarı kristallerden sonra yapabildikleri özel güçleri ile oldukça eğlenceli günler geçiriyorlar.

Bir gün Isabel aslında bu simülasyon dünyayı kendisinin icat ettiğini ve gerçek dünyada ikisinin evli olduklarını, ancak Greg’in bir hafıza kaybı yaşadığını söylüyor. Greg yine tüm anlatılanlara inanıyor ve birlikte kristalleri kullanarak gerçek dünyaya dönüyorlar, üstelik orada olaylar tam da Isabel’in anlattığı gibi. Harika bir yaşamları var, muhteşem bir şehirdeler…

Ancak Greg yine de bir türlü geçmişini hatırlayamıyor, ta ki diğer dünyadaki kızının hayalini görene kadar. Artık bundan sonra ne kadar mükemmel bir hayat sürse de bu gerçek dünya ona eksik gelmeye başlıyor. İşleri yoluna koymak için tekrar simülasyona dönüyorlar ancak Greg artık hangi dünyanın gerçek olduğundan ve aslında hangisinde kalmak istediğinden emin olamıyor.

Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki, her iki oyuncunun da ayrı ayrı hayranıyım. Ancak ikisini bir arada görebileceğim, görüp de sevebileceğim hiç aklıma gelmezdi. İzlemeye çok önyargılı başlamıştım, yine de film ilerledikçe, Isabel’in itici aksanına rağmen yakıştırmaya başladım.
Film çoğu eleştirmen tarafından çok da beğenilmemesine rağmen ben izlerken güzel vakit geçirdim. Tabi ki bir başyapıt değil, ancak insanların o mükemmel dünyanın kıymetini bilmeleri için oluşturulan sevimsiz simülasyon dünya detayı çok etkileyiciydi.

Mutluluğun peşinde!

Geçirdiğimiz bu salgın günlerinde tıpkı bizlerin de mutluluğu nerede arayacağımızdan emin olmadığımız gibi, sürekli geçmişe özlem duyup o günlerin kıymetini anladığımız gibi, her ne kadar kötü günler geçirsek de yine de küçük şeylere şükretmeyi öğrendiğimiz gibi, yaşadıklarımız Greg ile çok benzer. Belki biz de son bir yıldır bir simülasyon dünyadayızdır, ne dersiniz? Bir İngiliz atasözü vardır ‘Bilmemek mutluluktur’ diye, bu filmde Greg’in yaşadıkları da buradan ortaya çıkıyor.

Filmin kötü bir yanı, finalin bir yere bağlanmaması diyebilirim. Fakat kötü bir sonla bitmesindense, belirsizliği tercih ederim galiba. Hala düşünüyorum; tüm bu anlatılanlar gerçekten bir bilim kurgu ve kurgusal dünyalar üzerine miydi, yoksa sadece iki madde bağımlısının hayal gücünden mi ibaretti?

Bliss oldukça enteresan bir senaryoya sahip, yönetmenin diğer filmleri gibi de ezber bozuyor ve üstelik bunu beklenmedik anlarda ters köşelerle değil sürece yayarak yapıyor. Etkisi film boyunca gittikçe derinleşiyor. Bu kadar absürd durum bir araya gelip sonrasında nasıl anlamlı ve güzel olabilir, gerçekten şaşırtıcı! Eğer çok ince detaylara takılan, her şeyde mantık arayan biri değilseniz bu filmi seveceksiniz. Tadını çıkarın, iyi seyirler!

Ayrıca önceki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca YouTube kanalımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Related posts

Bir cevap yazın

Required fields are marked *