Spam Yapma Lütfen!
02 Mar 2021
Film

5 Yönetmen 5 İlginç Film! 

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Son Yılların En İyi Yedi Yönetmeni yazısından sonra, ben de bu hafta iyi ancak bir o kadar da enteresan eserlere imza atmış yönetmenlerden bahsedeceğim.
Eğer bizi takip ediyorsanız, film izlemeyi seviyorsunuz demektir. Ancak bu yazımızda, bildiğimiz sinemanın güvenli sularından yavaş yavaş uzaklaşacağız. Bu listede hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak,  bazen bir tokat gibi, bazen de sıcacık hisler uyandıracak filmler ve yönetmenler tanıyacağız. İşte sinema sanatına bakışınızı değiştirecek 5 yönetmen ve onların en ilginç filmleri.

Jean-Pierre Jeunet – Micmacs (2009)

Jean-Pierre Jeunet filmleri ile listeye tatlı bir başlangıç yapalım çünkü tüm filmleri insanında çikolata yemiş hissi uyandırıyor, doğal mutluluk kaynağı ve kendini iyi hissetme garantili.
1953 Fransa doğumlu yönetmen Jeunet, filmlerinde çoğunlukla fantezi ve bilim kurgu ögelerini birlikte kullanır, kendine has mizahı ve dramı da ekler ve merkezde aşk vardır.

Kullandığı kamera açıları ve renkler de her zaman kendine özgü bir tarzdadır. Yönetmenin en ünlü filmleri Amelié, Şarküteri ve Kayıp Çocuklar Şehri. Ancak bu listede daha az bilinen Micmacs’ten bahsedeceğim.

Filmin ana kahramanı olan Bazil bir yetimdir ve zor bir çocukluk geçirmiştir. Bir gün iş yerinde çalışırken sokakta yaşanan bir silahlı çatışma sonucu kafasına bir kurşun isabet eder ancak doktorlar kurşunu çıkaramazlar ve Bazil kafasında bir kurşunla yaşamaya devam eder. Bu durum ise onda bazı sorunlara yol açar ve her an ölme ihtimali de vardır. Yaşadığı bu şanssız durum sonucunda, oldukça ilginç tiplerden oluşan grubu ile silah üreticilerinden intikam almaya karar verirler.

Oldukça renkli ve eğlenceli sahnelerle, sevimli diyaloglarla dolu olan bu filmi sevdikleriniz ile birlikte izleyin.

Tarsem Singh – The Fall (2006)

Çoğunlukla video klipleri ve reklam filmleri ile tanınan Hintli yönetmenin en iyi ve oldukça ilginç bir tarzda olan filmi The Fall ile listemize devam ediyoruz.

1920’lerde geçen öyküsü şöyle; dublörlük yapan Roy bir film çekiminde ciddi bir şekilde sakatlanır. Kolunu kırdığı için hastanede olan küçük Alexandria ile tanışırlar ve Roy ona bir masal anlatmaya başlar. Fakat Roy’un sağlığı kötüye gittikçe anlattığı hikaye de gittikçe karamsar bir hal alır. Sonunda gerçek ve masal birbirine karışır ve oldukça sürreal bir eser ortaya çıkar.
Yaklaşık 4 yılda, 18 farklı ülkede çekilen filmde hiç özel efekt kullanılmıyor. Baştan sona metaforlar ile dolu olan filmde, Hint mitolojisine, Salvador Dali’ye, Darwin’e ve daha nicesine de göndermeler bulunuyor.

Destansı bir hikaye, unutamayacağınız bir masal… Bir kez izlemek asla yetmeyecek.

Guillermo Del Toro – Pan’s Labyrinth (2006)

Fantastik filmleri ile tanınan yönetmeni izlediğinizde canavarlara karşı bir sempati hissedebilirsiniz, endişelenmeyin. Tarzını en iyi yansıttığı iki filmi olan The Shape Of Water ve Pan’s Labyrinth’de bunu görebilirsiniz. “Bir insanın hayal gücü ne kadar geniş olabilir?” sorusunun cevabını size tam manasıyla verir Guillermo Del Toro.

1940’lı yıllarda İspanya iç savaşı sırasında geçen bir konusu var filmin. Küçük Ofelia’nın babası savaşta ölmüştür ve annesi acımasız Yüzbaşı Vidal ile evlenir. Üvey babasının zalim davranışları karşısında Ofelia kendi hayal dünyasına sığınır. Ancak hayal ve gerçek çok da birbirinden farklı değildir ve işler orada da kolay olmayacaktır.

Film, siyasi yönetimlere pek çok göndermelerde bulunuyor ve sembolik ögelerle de destekleniyor. Ünlü sanatçı Bjork’a ilham olacak kadar da etkileyici.

Bu fantastik dünyada yaşananlar gerçek mi yoksa Ofelia’nın hayal gücü mü asla emin olamayacaksınız.

Yorgos Lanthimos – Dogtooth (2009)

Listemiz ilerledikçe yavaş yavaş tekinsiz yönetmenler ve filmlere geldik. Eğer bir Lanthimos filmi izleyeceksiniz, kiminle izleyeceğinizi iyi seçmelisiniz.

Yunan yönetmen özgünlüğü ile, yönetimlere ve kutsal değerlere yaptığı eleştirilerle ve de bunları işleyiş tarzı ile sizi gerçekten şaşırtabilir. Filmleri çoğunlukla bir başkaldırının hikayesidir. Lobster, Dogtooth ve Kutsal Geyiğin Ölümü en ünlü filmlerinden. Yönetmenin ilk uzun metraj ve bağımsız çektiği film olan Dogtooth’dan bahsedeceğim.

Ergenlik dönemimdeki üç çocuğunu dış dünyaya tamamen kapatan çift, çocukları bambaşka bir düzen içinde yetiştirirler. Çocukların tüm eğitimleri evde verilir ve gerçek hayattan bir haber yaşarlar. Dışarı çıkabilmelerinin tek yolu ise köpek dişlerinin düşmesidir ve böylece dünyaya hazır hale geleceklerine inanırlar. Filmde şiddet ve cinsellik ögeleri ne süsleniyor ne de sınırlandırılıyor. İzlemeyi bitirdiğinizde “Gerçek hangisi?” diye sorgulayacaksınız.

Ezber bozan, çarpıcı ve bir o kadar da rahatsız edici bir filmi repertuarınıza eklemeye hazır olun.

Gaspar Noé – Climax (2018)

Arjantinli yönetmen Gaspar Noé’yi son sıraya koydum çünkü eğer onun filmlerinden birini izleyecekseniz gerçekten sinemaya gönül vermiş olmalısınız, onu izlemek cesaret ister.
Yoğun ışık ve renkler, ters kamera açıları, bolca uyuşturucu ve şiddet… Oldukça cesur bir tarzı var Noé’nin ve size eşsiz ve can sıkıcı bir deneyim yaşatacağını söyleyebilirim.

Yönetmen en çok Enter the Void ve Irreversible filmleri ile tanınır. Bu listede ise Cannes ödüllü Climax’i ele acağız.

Öncelikle bu filmde profesyonel olarak oyuncu olan sadece Sofia Boutella olduğunu söylemeliyim. Diğer oyuncular dünyanın dört bir yanından toplanmış dansçılar. Çekimleri ise sadece 15 günde tamamlandı.

Bir gösteri provası için bir arada bulunan dansçılar, günün sonunda bir parti verirler. Ancak sangria’ya karıştırılan bir uyuşturucu yüzünden işler tamamen kontrolden çıkar. Filmin ilk kısmı müthiş bir görsel şölen ve müziklerle ilerlerken, ikinci kısımda olaylar hem bir psikolojik gerilim haline gelir. Climax her sahnesi ile bir tokat gibi insanın yüzüne çarpıyor.

Aynı zamanda önceki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca YouTube kanalımıza yüklediğimiz son videoya da buradan ulaşabilirsiniz.

Related posts

Bir cevap yazın

Required fields are marked *