Spam Yapma Lütfen!
13 Haz 2021
Dizi

Jupiter’s Legacy 1. Sezon İncelemesi: Tam Bir Hayal Kırıklığı! 

4.0
Score

Pros

  • Adalet Topluluğunun anlatılması gayet iyi olmuş.

Cons

  • Hiçbir karakterin derinliği yok.
  • Hikayeler yarım kalıyor.
  • Geçmiş sahnelerinde fazlasıyla kalıyor.
  • Görsel efektler oldukça kötü.
  • Durağan bir yapıya sahip. Bu da diziyi izlemeyi daha da zorlaştırıyor.
Yönetmenlik
4
Senaryo
4
Oyunculuklar
4
Sinematografi
4

Merhaba, sevgili Geekyüzbir takipçileri! Bugün bir inceleme ile daha karşınızdayız. Bugün sizler için 7 Mayıs Cuma günü Netflix platformundaki yerini alan Jupiter’s Legacy (Jüpiter’in Mirası) dizisini inceleyeceğiz.

Nedir Bu Jupiter’s Legacy?

Jupiter’s Legacy, Mark Millar’ın aynı adlı çizgi roman serisinden uyarlanıyor. Image Comics, Mark Millar’ın birçok çizgi romanının dizi ve film olarak karşımıza çıkacağını söylemişti. Millarworld’ün birçok serisinin dizi ve film hakları da satıldı zaten. Jupiter’s Legacy de 7 Mayıs tarihinde Netflix kütüphanesindeki yerini alan o yapımlardan biri.

Dizi bir grup süper kahramanın trajik olaylardan sonra değişen ve ayrışan fikirlerine odaklanıyor. Dünyanın en güçlü süper kahramanının kendi öldükten sonra mirasını oğluna bırakması meselesi de hikayenin diğer bir tarafı. Bunların yanında dizinin büyük bir kısmını da “Origin Hikaye” kaplıyor.

Dizinin başrollerinde Transformers filmlerinden tanıdığımız yetenekli oyuncu Josh Duhamel, Elena Kampouris, Leslie Bibb, Andrew Horton, Ben Daniels ve Matt Lanter gibi isimler yer alıyor. Dizinin yaratıcısı ve baş yazarı Seven S. DeKnight. Bu ismi kafamıza kazıyalım. Bir daha yaptığı bir işi gördüğümüzde de izlemek için yedi kere düşünelim. Neden mi? Altta anlatıyorum.

Nasıl Olmuş?

Öncelikle, hikayesinden detaylıca bahsetmekte fayda var. Dizi, iç içe geçmiş birçok hikayeyi bir arada anlatıyor. Arada geçmişe flashback çekiyor. Ama siz arada dediğime bakmayın. Neredeyse dizinin yarısından fazlası böyle geçiyor.

Dizi adı üstünde bir miras meselesine odaklanıyor. 90 yılı aşkın süredir dünyayı koruyan süper kahramanlar iyice yaşlanmışlardır. Yaşlananlardan en önemlisi de dünyanın en güçlü ekibi olan Adalet Topluluğu’nun lideri, en güçlü süper kahraman “Ütopyalı”dır. Ütopyalı iyice yaşlanmıştır ve ilerde yerini oğlu Brandon’a bırakacaktır. Ancak oğlunun henüz hazır olduğundan emin değildir. Bir de bu düşüncelerin üstüne yaşanan trajik olaylar, hem “Ütopyalı”yı hem de çevresindekileri oldukça sarsar.

Adalet Topluluğundaki herkes bir Kaide’ye kendilerini adamıştırlar. Bu Kaide’nin en önemli kuralı ise “Öldürmek yok.”tur. Ancak Ütopyalı’nın oğlu Brandon zorlu bir kötü adamla savaşta bu kuralı çiğner ve cinayet işler. Bu cinayet üzerine süper kahramanlar kendi aralarında bölünür. Kimisi kötü adamları öldürmenin doğru bir karar olduğunu düşünürken, diğer yanda ise Ütopyalı bu kuralın çiğnenmemesi gerektiğini düşünmektedir. Hayatları bu etik kural üzerinden sarsılacaktır.

Birden Fazla Hikaye

Ancak Ütopyalı’nın sadece oğluyla ahlak sorunları yoktur. Kızı Chloe uyuşturucu bağımlısı, ayık gezmeyen bir sarhoştur. Süper kahraman olmayı reddederek modellik yapmaktadır. Onun bu ergen tavırları da dizinin büyük bir kısmını kapsıyor. İşte dizi burada büyük bir hata yapıyor. Süper kahraman sorunlarına değinmek dizinin ana hikayesiyken hiçbir karaktere eşit davranmıyor. Brandon’ın babasının mirasını taşıması meselesi önemli bir sorunken ve dizi de ismini bu mirastan alıyorken, dizi bu konuya çok az değiniyor. Chloe’nin sorunları dizinin tamamına yayılıyor. Diğer her şey ise sadece “tadımlık”.

Ayrıca dizinin başka bir hikayesi daha var. “Bir Origin Hikayesi.” 1929 buhranında aile şirketleri iflas eden Sheldon Sampson, babasının ölümünün ardından gördüğü rüyalar eşliğinde kendisini çağıran adayı bulmaya kalkışır. Bunu da dostları ve rüyalarında gördüğü insanları gerçek hayatta bulup yanına alarak yapıyor. Bir yolculuğa çıkıyorlar ve hem süper güçlerini bulmaya çalışıyorlar hem de Adalet Topluluğu’nun temellerini atıyorlar. Ve bu hikaye de az değil, 40 dakikalık her bölümün yarısını alıyor, bazen daha fazlasını.

Jupiter’s Legacy Hiçbir Şeye Yetemiyor

Şimdi, gördüğünüz gibi dizinin oldukça kalabalık bir hikaye örgüsü var. Bu nedenle her şeye eşit derecede değinemiyor. Bir çok şeyi arka plana atıyor. İlk bölüm oldukça aksiyonlu ve heyecanlı olduğu için diğer bölümlerin de böyle olacağını düşünüyorsunuz. Ama dizi tam tersini yapıyor. Geriye kalan 7 bölümde ne aksiyon var ne bir şey. Ara ara kötü görsel efektlerle tadımlık aksiyon sahneleri izliyorsunuz, o kadar. Miras meselesi çok değinilmesi gereken bir hikayeyken arka planda kalıyor.

Brandon dizide sadece 3-4 bölümde doğru düzgün gözüküyor. Sheldon ve ekibinin süper kahraman olma hikayesi gereksiz fazla alan kapsıyor. Ve dizi, hem modern zamandaki süper kahraman hikayelerini anlatmayı hem de geçmişe gitmeyi beceremiyor. Dövüş sahneleri de zihin zorlayacak kadar mantıksız. Kötü adamlar çok güçlü ve süper kahramanlar peynir ekmek gibi ölüyorlar. Eğer fragmanı izlediyseniz, o sahneler, dizideki tüm aksiyon sahnelerinin tamamını içeriyor. Başka aksiyon sahnesi yok. Dizi süper kahramanların sorunlarına doğru düzgün değinemiyor. Koca bir sezonda bunu yetiştiremiyor. Neyse ki dizinin ikinci sezonu gelecek.

Karakter Derinlikleri Yok!

Ayrıca karakter altyapıları da yok. Sheldon, ekibi ve ailesi hariç diğer süper kahramanların nereden geldiklerini ve kim olduklarını doğru düzgün öğrenemiyorsunuz. Dizi size bu altyapıları vermiyor. Çünkü dizinin yaratıcılarına göre süper kahramanları zaten biliyoruz. Sonuçta o kadar süper kahraman filmi ve dizisi çıktı. Originleri oluyor, güçlerini kazanıyorlar ekip oluyorlar işte ne bekliyorsunuz gibi bir hava var. Hikayelerin ortasına birden iniyorsunuz. Dizinin en iyi yanının Josh Duhamel’in başarılı oyunculuğu ve Leslie Bibb’in orta yaş haline büründüğü güzelliği diyebiliriz. Zira dizide en etkilendiğim rollerden biriydi. Dizi sezon finaliyle de tam bir hayal kırıklığı. İki üç dövüş sahnesi, anlamlı sözler, zaten tahmin ettiğimiz ters köşeler ve bitiş. Önemli bir şey olmuyor.

Dizinin en iyi yanı Sheldon’un süper kahraman olma yolculuğu. Ama buna o kadar fazla zaman ayırıyor ki,” E dizinin tamamını buna ayırsaydınız, ne zahmet ettiniz geleceğe gitmekle?” diye düşünüyorsunuz. Değinmesi gereken her şeye üstünkörü değiniyor ve bittiği zaman size bir şey katmıyor. Her şey öylece havada kalıyor.

Dizinin süper kahraman kostümleri fena değil. Bazı kostümler parodi havasında olsa da genel olarak başarılı. Makyaj da iyi ama Josh Duhamel’in sakalının çakma olduğu çok belli oluyor.

Dizide en sinirlendiğim noktadan üstte de bahsettim. Aksiyon yok. Bütçesi büyük, belli. Ama bunu aksiyona harcamamışlar. Efektleri de rezalet. Dövüş sahneleri de kötü.

Tavsiyem: İzlemeyin!

Ama tüm bunlara rağmen kendisini izletiyor. Vakit geçiriyorsunuz gidiyor. Ama tavsiyem, izlemeyin. Çünkü dizinin televizyon ve internet izleyicisine saygısı yok. Genel anlamda izleyiciye saygısı yok. Çizgi romanını okuyanlar için yapılmış dizi. Tabii eğer çizgi romana bağlı kaldıysa. Eğer onu da yapmadıysa, durum vahim. Bunu da çizgi roman okurlarına bırakıyorum.

Teknik anlamda dizi sınıfta kalıyor. Yönetmenliği kötü. Görüntü yönetmenliği iyi ancak durumu kurtaramıyor. Senaryosu başarısız. Hikayesi de öyle. İzlenmeyi hak ettiğini düşünmüyorum.

Neyse, efendim. Dizinin durumu aşağı yukarı hayal kırıklığı. Elimden geldiğince diziyi anlatmaya çalıştım. Umarım beğenmişsinizdir. Mutlu haftalar! Bu arada bir önceki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Related posts

Bir cevap yazın

Required fields are marked *